Günlük Gazeteler

Hava Durumu

İSTANBUL

Bülten

Rêve de Miel® serisinden bal ve değerli botanik yağlar ile kuru ciltlere mucizevi bir dokunuş!

Nuxe'ün en sevilen serilerinden, bal özlü Rêve de Miel® serisinin formülü Propolis Oleoaktifleri ve Shea Yağı ile zenginleştiriliyor ve yepyeni ürünler ile genişliyor. Ballı içeriğiyle onarıcı Super Balm kuru ve hassas ciltler için acil durumların kurtarıcısı olarak aileye katılıyor. Ultra besleyici ve onarıcı dudak balsamı ve ultra rahatlatıcı vücut kremi ise yenilenen formülleriyle her zamankinden daha güçlü ve onarıcı!

Ballı içeriğiyle onarıcı Super Balm

Cildinizin kuru ve hassas bölgelerinin yeni kahramanı

Cildin yanaklar, burun kenarları, dirsekler ve topuklar gibi kuru ve hassas bölgeleri özel bakıma ihtiyaç̧ duyar. %97 doğal içerikli formülüyle Nuxe Onarıcı Super Balm, besleyici
ve onarıcı bir konsantrasyon sunuyor. Bal ve balmumunun değerli botanik yağlarla buluştuğu içerik cildin acil durum çağrısına anında yanıt veriyor, cildi onarıyor ve rahatlatıyor. Aynı zamanda manikür ve pedikür sırasında tırnak etini yumuşatıp tırnağa bakım yapıyor ve el-ayak bakımının vazgeçilmez bir parçası haline geliyor.

Alüminyum kutusuyla hem orijinal bir görünüm, hem de pratik bir kullanım sunan Nuxe Onarıcı Super Balm, gün boyunca makyaj çantanızın vazgeçilmezlerinden biri olmaya aday. Her an kurtarıcınız olacak ürün, botanik yağlarla balmumunun birleşiminden doğan eşsiz dokusuyla da yapışkan olmayan, deride kısa sürede emilen bir formül sunuyor. Bu tensel kullanım keyfi nektar, çiçek balı, mimoza ve vanilya notalarıyla zenginleşen, büyüleyici bir kokuyla harmanlanarak benzersiz bir cilt bakım deneyimi vadediyor.

Tüm ailenin kurtarıcısı

Bu doğal ve eşsiz, çok amaçlı cilt bakım mucizesi ailenin tüm üyelerine hitap ediyor: Dermatolojik gözlem eşliğinde farklı yaş gruplarında test edilen Nuxe Onarıcı Super Balm, 36 aydan itibaren çocuklara da güvenle uygulanabiliyor.

Fiyat: 60 TL 

Bal Özlü Dudak Balsamı - Ultra besleyici ve onarıcı

Dudak balsamı yenilenen formülüyle kuru ve yıpranmış dudaklar için daha güçlü ve onarıcı. İçeriğindeki akasya balı, değerli botanik yağlar, balmumuna eklenen Shea yağı ve Propolis Oleoaktifleri dudakları nemlendirmek, yumuşatmak ve gerginlik hissini azaltmak için mükemmel! Orijinal formülün o benzersiz imza dokusu ve kokusu, zengin, tende eriyen yapısıyla ve sabit yağların doğal kokusuyla çok tanıdık ve her uygulamada kullanım keyfi garantili!

Fiyat: 40 TL 

Ultra Rahatlatıcı Vücut Kremi

Kuru ve hassas ciltlerin olmazsa olmazı bu vücut kremi, yoğun yapısına rağmen cilt tarafından hızlı bir şekilde yeni emilen formülüyle anında rahatlama sağlıyor.
%95,5 doğal içeriği bal, Shea yağı, değerli botanik yağlar (pirinç kepeği ve susam) ve Argan yağı ile cildi besliyor ve geride saten yumuşaklığı bırakıyor. Kadifemsi yumuşaklığa sahip bitirişiyle olağanüstü bir formüle sahip olan Ultra Rahatlatıcı Vücut Kremi kalıcı bir rahatlık hissi sunuyor!

Fiyat: 95 TL

Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

'Şimşekli, gök gürültülü yağışlar artacak'

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse, küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucu sel, taşkın, fırtına, kuraklık gibi olayların yanı sıra yıldırım, şimşek, hortum gibi olaylarda da artışlar görüldüğünü belirtti.

İSTANBUL - ELİF KÜÇÜK 

Son yıllarda, özellikle yaz aylarında görülen yıldırım, şimşek ve gök gürültülü yağışlara dair TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Köse, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'da Temmuz ayındaki yağışlı gün sayısının yıllara göre dağılımına değinerek, 1981-2010'da Temmuz ayı ortalama yağışlı gün sayısının 4,3 olduğunu, 2018 Temmuz ayında ise bu oranın, birkaç gün içinde alınacak yağışlarla birlikte iki katına çıkacağını aktardı.

Yıldırımlı, şimşekli, gök gürültülü, şiddetli yağış ve fırtınalar için atmosferin dengede olmadığı ilkbahar ve yaz mevsimlerinin en uygun zaman dilimleri olduğunu söyleyen Köse, "Isınan ve yükselen hava atmosferin üst seviyesinde daha soğuk hava ile karşılaşınca aşağı ve yukarı yönlü aktivite başlar. Bu mevsimde dikine gelişen ve kalınlıkları 12 kilometreye kadar uzanan kümülonimbus bulutları şimşekli, yıldırımlı, gök gürültülü, sağanak yağmurlu fırtınalara neden olur." diye konuştu.

"Elektromanyetik alanlar yıldırım vakalarını artırıyor"

Köse, son yıllarda Türkiye'de ve dünyada yaşanan ekstremum meteorolojik hadiselerin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçlarını gözler önüne serdiğine dikkati çekti.

Ahmet Köse, küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucu sel, taşkın, fırtına, kuraklık gibi olayların yanı sıra yıldırım, şimşek, hortum gibi olaylarda da artışlar görüldüğünü aktararak, "Hiçbir fırtınalı yağış diğerine benzemez. Bu durum ne ilk ne de son olacak. Her geçen yıl iklim değişikliğinin etkisiyle bu tarz hadiselerin şiddetinde ve sıklığında artışlar görülmektedir ve görülmeye de devam edecek." değerlendirmelerinde bulundu.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından işletilen 'Yıldırım Takip Sistemi' sayesinde Türkiye'de meydana gelen şimşek ve yıldırımların anlık takip edilebildiğini bildiren Köse, "Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda dünyada son yıllarda teknolojinin gelişmesi sonucu özellikle 5G iletişiminin kurulması neticesinde elektromanyetik alanların artmasının yıldırım ve şimşek vakalarını artırdığı yönünde görüşler ortaya konmaktadır." dedi.

"Yıldırımdan korunmak için 30/30 kuralına uyun"

Yüksek binalar, ağaçlar ve metalik eşyalar gibi iyonlaştırıcı malzemelerin yıldırım oluşumuna uygun koşullar hazırladığını söyleyen Köse, can ve mal kaybını en aza indirebilmek adına Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı uyarıların dikkate alınması gerektiğine işaret etti.

Köse, yıldırımdan korunmak için çeşitli önerilerde bulunarak şunları kaydetti:

"Yıldırımdan korunmak için 30/30 kuralına uyulmalı. Yani, şimşek çaktıktan veya yıldırım düştükten sonra 30 saniyeden daha az bir süre içinde gök gürültüsü duyulursa, ışık görüldüğü andan itibaren, en son gök gürültüsünden 30 dakika geçene kadar yıldırım tehlikesi var demektir. Dikkatli olunması gerek. Gök gürültülü bir fırtınaya yakalanıldığı zaman en iyi korunma yöntemi içeri girmektir.

Minare gibi yüksek bina ve yapılarda yıldırımsavar kullanılmalıdır. Yıldırım riski olan havalarda ağaç, bayrak ve telefon direkleri gibi yüksek objelerden, metalik eşyalardan uzak durulmalıdır. Ancak otomobillerin lastikleri yalıtkan olduğu için otomobil içleri güvenli yerlerdir. Açık arazide yere çömelerek oturulmalı, kesinlikle yere yatılmamalı, ayakların bitişik olmasına dikkat edilmeli ve gruplar halinde durulmamalıdır. Su üzerinde ise derhal karaya çıkmaya çalışılmalıdır. Şemsiye gibi sivri metal içeren eşyalar kullanılmamalı, elektrikli eşyalar fişlerinden çekilmeli ve mümkün olduğunca kullanılmamalı, özellikle evde telefonla konuşulmamalıdır. Lastik tabanlı ayakkabılar ve lastik tekerlekler yıldırımdan korumayı sağlar."

Yıldırım düşmeden önce, belli sinyallerle erken uyarı verdiğini fakat Türkiye'de meteorolojik okuryazarlık oranının düşük olması sebebiyle bu durumun fark edilmediğini aktaran Köse, "Acil durumlarda göreve giden polis, itfaiye ve ambulans araçları çakarlarını ve sirenlerini çalar. Gök gürlemesi siren sesi, şimşekler ise çakar vazifesi görerek yıldırımın çok yakında olduğunu bizlere bildirir." diye konuştu.

Haber tarihi: 24 / 07 / 2018
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: HDP'li Pervin Buldan'a soruşturma
Sonraki: Ünal Karaman'dan destek açıklaması




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: pluscreativeajans.com