Günlük Gazeteler

Hava Durumu

İSTANBUL

Bülten

"BRIDE TO BE" İLE FLORMAR EN ÖZEL GÜNÜNDE GELİNLERİN YANINDA

‘Yıllardır hayalini kurduğun en özel günde makyajınla fark yaratmaya hazır mısın? Flormar’ın gelinlere özel olarak hazırladığı yeni koleksiyonu “Bride to be” ile ışıldama sırası sende!

 

Flormar’ın gelinlere özel hazırladığı yeni koleksiyonu “Bride to be” ile tüm gözlerin üzerinde olacağı o günde güzelliğini makyajınla ortaya çıkar.  Pudradan, aydınlatıcıya, maskaradan, diplinera, rujdan, ojeye kadar geniş bir ürün yelpazesi olan  “Bride to be” koleksiyonu ile Flormar, her zaman olduğu gibi en özel gününde de tüm güzellik ihtiyaçları için en yakın arkadaşın gibi yanında!

Düğün makyajının ilk adımı kusursuz ten makyajı için 2 özel ürün

Gelin makyajının en önemli adımlarından olan mükemmel ten makyajı için özel olarak üretilen ve cilde ipeksi bir görünüm kazandıran Satin Touch Compact Powder pudra, parlama yapmayan 4 renk alternatifi ile gelinlerin gün boyu kusursuz görünmesine yardımcı oluyor.  Işıltılı ve kadifemsi dokusu ile olağanüstü pürüzsüzlük veren Diamond Loose Highlighter gelinlerin ışıltısına ışıltı katacak. Toz formundaki ürün doğal bir ışıltı verirken yüz hatlarını ortaya çıkarıyor.

Göz makyajı ile öne çıkmak isteyen gelinler için...

Kadifemsi dokusu ile yoğun pigmentasyona sahip, yarı mat ve ışıltılı tonları bir arada sunan Eyeshadow Bouquet far paleti toprak tonlarından oluşan renk seçkisi ile son zamanların en çok tercih edilen göz makyaj trendlerini düğün makyajına yansıtmak isteyen gelinlerin favorisi olacak.

İnce fırçası sayesinde keskin çizgiler çekerek gözü belirginleştiren Charming Matte Waterproof Dipliner, yoğun siyah bitişi ve suya dayanıklı formülü ile gelin makyajlarının en çarpıcı detayı olacak.

Hacimli, uzun ve tek tek ayrılmış kirpikler için tasarlanan Romance Volume Mascara, ekstra yoğun siyah rengi ve özel formülü ile birkaç kat uygulamaya uygun.

Rüya gibi bir ruj: Dreamy Lip Cream


Kalıcılığı, yarı mat formülü ve dudaklarda ağırlaşma ve yapışma yapmayan yumuşak hafif dokusu ile Dreamy Lip Cream likit ruj, altı renk alternatifi ile gelinlerin bu özel günlerinde makyajlarını mükemmel bir şekilde tamamlamalarına yardımcı olacak.

Tırnaklarda sade ve şık görünüm

Doğal ve şık tırnaklar için altı renk seçeneği olan Dreamy Look Nail Enamel açık ve parlak tonları ile stilinin en önemli tamamlayıcısı olacak.

Wedding Day Make-Up Fix Spray ile gün boyu sabitlenen güzellik…

Makyajdan sonra uygulanabilecek Wedding Day Make-Up Fix Spray sabitleme spreyi düğün makyajını canlı ve taze tutarak uzun süre kalıcı olmasını sağlıyor.

Best Day Ever Make-Up Bag ile ürünleri taşımak çok kolay!

Bride To Be koleksiyonu ürünlerini taşıyabilmek için ideal boyutlara sahip Best Day Ever Make – Up Bag makyaj çantası gelinlerin en özel gününde ve sonrasında onlara eşlik edecek.

Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

12 Mart Muhtırası'nın üzerinden 48 yıl geçti

Türk siyasi tarihine "sivil siyasete ikinci müdahale" olarak geçen 12 Mart 1971 Muhtırası'nın üzerinden 48 yıl geçti.

ANKARA (AA) - AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Cumhuriyet tarihinin ilk darbesi, 27 Mayıs 1960'da, iktidar partisi Demokrat Partinin (DP) "Türkiye'yi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" iddiasıyla bir grup subayın yönetime el koymasıyla yaşandı.

Eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idamıyla sonuçlanan darbe, ülkede çalkantılı bir sürecin önünü açtı. 

Sağ-sol çatışmalarının, toplumsal sorunların arttığı bu süreçte, 16 Şubat 1969'da Türkiye siyasi tarihine "kanlı pazar" olarak geçen olay yaşandı. İstanbul'a demirleyen Amerikan 6. Filosunu protesto sırasında yaşanan olaylarda 2 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. 

Anayasa değişikliğiyle "DP'lilerin siyasi haklarının iade edilmesine" yönelik TBMM'ye verilen teklif, dönemin siyasi tartışmalarının fitilini ateşledi. Genel Başkanlığını İsmet İnönü'nün yaptığı CHP'nin de olumlu baktığı bu teklife, silahlı kuvvetler karşı çıktı.

Büyük tartışmaların yaşandığı bu süreçte anayasa değişikliği teklifi komisyondan geri çekilerek, genel seçime gidildi.

Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi, 1969 genel seçimlerinde büyük başarı kazanarak tek başına iktidar oldu. Demirel'in başbakan olduğu bu seçimde, 143 milletvekili çıkaran CHP, ana muhalefette kalmaya devam etti.

"Hükümete ABD baskısı"

Demirel Hükümeti, görevi devraldıktan sonra içeride ve dışarıda pek çok sorunla karşılaştı. Haşhaş ekimi nedeniyle ABD'nin büyük tepki ve baskısıyla karşılaşan hükümet, içeride ise yasa dışı örgütlerin eylemleri, sokak ve üniversite olaylarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. 

Adalet Partisi ve CHP'nin, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı İş Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası'nda yaptığı değişiklik, başta DİSK olmak üzere çeşitli sendikaların tepkisine yol açtı.

15-16 Haziran 1970'te büyük işçi eylemlerine sahne olan Türkiye'de on binlerce işçi, "Sendikal örgütlenme ve grev hakkının kısıtlanacağı" gerekçesiyle başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelinde eylem ve yürüyüşlere başladı.

Polisin müdahale ettiği eylemlerin büyümesi üzerine Bakanlar Kurulunca İstanbul ve Kocaeli'de sıkıyönetim ilan edildi.

Bu süreçte, bazı sanayi bölgelerinde polisin yanı sıra askeri birlikler de güvenlik önlemlerinde görev aldı.

"Öğrenci olayları, ekonomik sorunlar..."

İşçi eylemleriyle, siyasi krizlerle mücadele eden hükümetin karşı karşıya kaldığı sorunlardan birisi ise öğrenci olayları oldu.

Üniversitelerde karşıt görüşlü gruplar arasında çıkan ve emniyet güçlerince güçlükle bastırılan olaylarda, çok sayıda öğrenci yaralandı.

Eski ABD Ankara Büyükelçisi Robert Komer'in arabasının ODTÜ'yü ziyareti sırasında yakılması, Ankara'da, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarınca 4 ABD askerinin kaçırılıp sonrasında serbest bırakılması da dönemin dikkat çeken olayları arasında yer aldı.

Ekonomik sıkıntıların da yaşandığı Türkiye'de, halk yoksullaşmaya, sosyal sorunlar artmaya başladı.  

Demirel'den "Cumhuriyet" sorusu

Türkiye'de 1971'e gelindiğinde darbenin ayak sesleri duyulmaya başlandı. Ordunun komuta kademesinde müdahale fikrinin ağırlık kazandığı bu süreçte, Başbakan Demirel'in "Türk Silahlı Kuvvetlerinin Cumhuriyet'in ve rejimin bekçiliği, yurdun iç ve dış tehlikelere karşı savunulması görevlerini bırakıp memleket idaresini ele alması halinde, bizatihi korumakla mükellef oldukları rejim, Cumhuriyet ne hale gelir?" sözleri dikkati çekti.

Sonunda ordu, 27 Mayıs 1960'dan yaklaşık 11 yıl sonra, sivil siyasete yeniden müdahale etti. 12 Mart 1971'de saat 13.00'de, Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un imzasını taşıyan muhtıra TRT Radyolarından okundu.

Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a, Başbakan Demirel'e, TBMM'ye ve Cumhuriyet Senatosu'na yazılı olarak gönderilen 3 maddeli muhtırada, Demirel istifa etmez ve yerine askerlerin onaylayacağı bir hükümet kurulmazsa, ordunun idareyi doğrudan üzerine alacağı bildirildi.

Muhtıra metni

"Parlamento ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür." görüşünün savunulduğu muhtırada, şu ifadelere yer verilmişti:

"Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetlerinin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir. Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri, kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır."

"Ara rejim" dönemi başladı

Başbakan Süleyman Demirel'in istifa etmek zorunda kaldığı bu süreçte Türkiye, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı "ara rejim" dönemine girdi.

Muhtıra sonrasında başlanan operasyonlarda birçok kişi gözaltına alınıp hapse atıldı. Çok sayıda işkence ve kötü muamele iddialarının ortaya atıldığı, demokrasinin kaybedildiği bu süreçte, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972'de idam edildi.

Dönemin CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim, partisinden istifa ederek 26 Mart 1971'de başbakan oldu ve yeni hükümeti kurdu. Çok uzun ömürlü olmayan yeni kabine, yerini 22 Mayıs 1972'de Ferit Melen hükümetine bıraktı.

9 yılda 11 hükümet değişti

Melen hükümeti de bir süre sonra görevi bırakınca 15 Nisan 1973-26 Ocak 1974 yılları arasında görev yapan Mehmet Naim Talu hükümeti ülkeyi seçime taşıdı.

Talu'dan sonra Başbakanlık koltuğuna 37. Hükümet'i kuran Bülent Ecevit geçti.

12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçteki 9 yılda, 11 hükümet değişikliği oldu.

Siyasi tartışmaları, toplumsal bunalımı daha da derinleştiren muhtıra sonrasında yaşanan gelişmeler, 12 Eylül 1980 darbesine giden yolun kilometre taşı oldu.

Haber tarihi: 11 / 03 / 2019
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Rockets vites yükseltti
Sonraki: İngiltere'de Brexit için kader haftası




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: pluscreativeajans.com